Anasayfa Makale Saray sahibi RTE ve AKP'si zor günler yaşıyor

Saray sahibi RTE ve AKP'si zor günler yaşıyor

Salı, 16 Ocak 2018 17:31
Yazdır PDF

ak parti sanliurfada hareketli gunler yasaniyor h69659 626f5BOP eş başkanlığından  Ortadoğu’da güvenilmeyen, istenmeyen adama dönüşen  RTE ve AKP'sinin Yeni Osmanlıcılık projesi iflas etmiş durumda. RTE ve AKP içeride ve dışarıda ciddi anlamda gelişmelerle karşı karşıya...

İçeride TTE uygulamasını yaşama geçirmeye çalışan AKP yönetimini, içeride devrimci tutsakların dışarıda da devrimci tutsakları sahiplenen, destekleyen devrimci, demokrat, yurtseverlerin eylemlilikleriyle zor günler bekliyor. Aynı zamanda işçi sınıfının gerçekleştirdikleri hak arama eylemlilikleri direnişler, grevler AKP'ye zor günler yaşatacağa benziyor...

Yeni yılla birlikte işçi sınıfının eylemliliklerinde gözle görülür gelişmeler var. Örneğin kadro isteyen taşeron işçiler İSKİ'de 3 gün iş bıraktılar, Limter-İş üyeleri patronların örgütü GİSBİR önünde haklarının gasp edilmesi  halinde direnmekten geri kalmayacaklarını söylediler. (Basın açıklaması, 11 Ocak ) Metal iş kolunda devam eden toplu iş sözleşmesi görüşmeleri kapsamında patron sendikası MESS ile DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş sendikası arasında yapılan görüşmede anlaşma sağlanamadı. Birleşik Metal-İş Sendikası “MESS ile anlaşma yok, grev kapıda” diye açıklama yaptı.

Yollara dökülen Şişe Cam, Posco Assan işçileri, sendikal hakları için Çankırı'da direnen Sumitomo işçileri... MESS dayatmalarına karşı greve hazırlanan on binlerce  Metal işçisi ve diğerleri... İşçiler, işten atılan, işe yeniden dönmek için fabrika önlerinde direnen arkadaşlarına sahip çıkmaya devam ediyorlar. Görünen o ki grev ve işgallerle dolu bir yıl hakim sınıfları ve onların iktidarlarını karşılayacak. Açlık ve yoksulluk sonucu TBMM'nin önünde kendisini yakan inşaat işçisinin alevleri AKP iktidarını da yakacak... 2018'de ekonomide yaşanacak olumsuz gelişmeler de işin cabası. İçeride yaşanan bu olumsuz durumlar hakim sınıfları ve onların temsilcisi AKP'yi köşeye sıkıştırırken AKP açısından dışarıda da durum iç açıcı değil. “Ava giden avlanır” sözünü anımsatırcasına kendi kazdığı kuyuya düşen Irak Kürdistanı’nda PKK tarafından tutuklanan MİT elemanlarının açıklamaları AKP ve başı RTE'ye zor durumlar yaşatıyor.

Hatırlayalım;

PKK Başkanlık Konseyi üyelerinden Cemil Bayık'ı yakalamak ve PKK'yi zor durumda bırakmak ve aynı zamanda da son günlerde   sıkıntılı günler yaşayan AKP hükümetine PKK cephesinden nefes aldırmak için bizzat RTE'nin emriyle harekete geçen MİT, PKK Başkanlık Konseyi üyelerinden Cemil Bayık'ı yakalayıp Türkiye'ye getireceğim derken PKK'nin Şehit Sakine Cansız Devrimci İntikam Operasyonu ile derdest edilip Kandil'e götürülmüşlerdi. Kandil'e  götürülen bu MİT elemanları kendilerini yakalatmaları yetmiyormuş gibi gerçekleri ortaya dökerek yeni yakalanmalara da davetiye çıkarmışlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Fransa'daki Sakine Cansız ve arkadaşlarının katliamının sorumlularını ve bu katliamda MİT'in sorumluluğunu da açıklama durumuna gelmişler.

TTE resmileştiTabii bu açıklamalar ülkedeki yönetimi ve MİT'e direkt emir veren RTE'yi, dolayısıyla da Türkiye Cumhuriyeti devletine zor anlar yaşatıyor. ABD'de görülmekte olan Reza Zarraf, Halk Bankası davasının AKP hükümetini ve dolayısıyla ülkemizi hem siyasi hem de ekonomik açıdan ne denli zarara sokacağına yakın bir süreçte tanık olacağız...

Dışarıdaki önemli gelişmelerden biri de hemen yanı başımızda, Suriye'de yaşanan gelişmeler... Suriye'de yaşanan iç savaşta İŞID'e karşı en büyük direnişi gösteren, bölge ülkeleri bile karşılarına çıkmaya korkarken İŞID'ı yenilgiye uğratan, YPG ve YPJ  Rojava'da özerk bölgeler oluşturdular. Şu anda Suriye'nin % 30'luk toprak üzerinde söz sahibi oldular, aynı zamanda da 650 km’lik sınırımızda komşu oldular. Şimdi de ABD'nin yardımı ve desteğiyle, en gelişmiş modern silahlarla donatılan 100 bin kişilik bir ordu kuruyorlar. Suriye'de başından itibaren Kürt düşmanlığı üzerine kurulan yanlış politikalarla planlar yapan AKP ve onun başı RTE  gelinen aşamada zor anlar yaşıyor. Ortadoğu politikasında gittikçe yalnızlaşıyorlar. Türk hakim sınıflarının gelinen aşamada Suriye ile ilgili en büyük sorun yaşadıkları Astana görüşmelerinde gündeme alınan, Soçi'de çözüme kavuşturulduğu sanılan İdlib...

İdlib, Türkiye'nin daha doğrusu RTE ve AKP'nin en önemli sorunu haline geldi. Hem de RTE'nin Afrin Kanton'u için “Bir gece ansızın geliriz” diyerek korku yaratmaya  çalıştığı bir süreçte kendi güçlerini sarılmış bir durumda buldu. Yeni yıla girilirken Türkiye'nin denetimindeki çatışmasızlık bölgesinden cihatçı çetelerin Rusların Suriye'deki Hmeymin Hava Üssü ve Tartus Deniz Üssü ne İHA'larla saldırı yapmasının hemen ardından Rusya, İran ve Suriye rejim güçleri kuzeye doğru, İdlib'e doğru bir saldırı başlattılar. Evet, bu saldırı, Suriye'nin her tarafından toplanıp getirilen, İdlib'e sıkıştırılan cihatçı güçlere karşı. Hani RTE'nin Suriye iç savaşı süresince koruyup kolladığı, sayesinde gidip Emevi camisinde namaz kılmayı planladığı şeriatçı güçlere karşı...

Ortalık toz duman...

Türk Dışişleri Bakanlığı Rusya ve İran Büyük Elçiliklerini çağırarak “İdlib'e yönelik saldırının kabul edilemez” olduğunu anlatmaya  çalışıyor. Aynı şekilde Rusya da Türk Genelkurmayına ve MİT başkanına mektup göndererek “bu grupları sen getirdin, silahlandırdın ve destekledin. Nasıl yaptıysan şimdi de kontrol et” diyor. Yani Rusya, İran ve Beşar Esad İdlib'e sıkışan cihatçıları Türkiye'nin eliyle temizlemek istiyorlar. RTE ve AKP'si bu cihatçı örgütlerle birlikte Afrin Kantonuna saldırma planları yaparken savaşmak, en hafif deyimle verdiği desteği kesmek durumuyla karşı karşıya...

Son bir haftadır yani Rusya'nın üslerine yönelik cihatçı saldırısından bu yana Rusya Suriye'nin rejim güçleriyle birlikte İdlib'deki şeriatçı güçleri vuruyor. İdlib  şeriatçı güçlerden temizlendikten sonra da Türkiye'ye “askerlerini çek” diyecekler. İdlib operasyonu  tamamlanınca da sıranın Cerablus ve El Bab'a geleceğine kuşku yok. BOP'nin eş başkanı olarak Ortadoğu bataklığına Yeni Osmanlıcılık hayalleriyle dalan RTE'nin Türkiye'ye göç eden 3 milyon Suriyeliden ve bütün komşularımızla kavgalı olmaktan başka bir kazancı olmamıştır. Bir de sağ kalıp Türkiye'ye sığınan yüzlerce hatta binlerce diyebileceğimiz cihatçıdan başka.

Ortadoğu’da Yeni Osmanlıcılık hayalleriyle, komşu ülkelere karşı düşmanlık besleyen, içeride ve dışarıda Kürt düşmanlığı üzerine kurduğu politikayla, işçilere emekçilere düşmanlık politikasıyla ülkeyi getirdiği nokta bu... Türk hakim sınıflarının ve onların uşaklarının ülkeyi içerisine soktukları cendere bu...

İşçilerin, emekçilerin, devrimcilerin, yurtseverlerin birlikte mücadelesiyle bu karşı devrimci dalgayı dağıtabiliriz, dağıtırız.


Son Haberler

Özgür Gelecek yeni sayısı çıktı!

og 167

Alt Menü