Anasayfa Manşet Stalingrad’dan Vietnam’a, Kobanê’den Efrîn’e... İşgalciler yenilecek, direnen halklar kazanacak!

Stalingrad’dan Vietnam’a, Kobanê’den Efrîn’e... İşgalciler yenilecek, direnen halklar kazanacak!

Perşembe, 08 Şubat 2018 17:45
Yazdır PDF

foto“Sende yürek, sinir denilen şey yoktur; bunlar savaşta gerekli değildir. Acıma ve merhamet duygularını kendinde öldür; her Rus’u, her Sovyet adamını öldür, rastladığın ihtiyar, kadın, kız veya erkek çocukmuş diye durma, öldür; böylece kendini mahvolmaktan kurtarır, ailenin geleceğini temin eder ve ebedi bir şan kazanırsın.” (Alman Komutanlığı’nın Askerlere Buyruğu)

Bu sözler ne kadar da tanıdık geliyor değil mi? Şiddet, savaş ve ölüm kokan, hedef tahtasına koyduğu toprakları istila etmek için adeta ağzından salyalar akan bu sözlerin sahipleri ile bugün Efrîn’i yerle bir etmenin, taş üstünde taş bırakmamanın ve halkını başka yerlere sürmenin hesaplarını yapanların arasında ne fark var?

Aradan geçen 70 yılın ardından tarih bir kez daha tekerrür ediyor. Farklı biçimler altında, değişik öznelerle ancak aynı temel çelişkiyi yine karşımıza çıkarmış durumda: Talancı, işgalci heveslerle fethe çıkanlar ile buna karşı toprağını onurunu ve geleceğini savunan, değişik milliyet, inanç ve kimliklerden halkların direnişini!

TC devletinin 22 Ocak’ta “teslim olmazlarsa başlarına yıkmak üzere” başlattığı Efrîn’i işgal operasyonu savaş davulları eşliğinde iddia edilen aksine aradan geçen zaman karşın şimdiden çuvallamış durumda. TC devleti birkaç saat içinde girip “terör” hedeflerini yok edeceğini savunduğu Efrîn’in ancak birkaç yüz metre içine girebilmiş, ağır kayıplar vermiş, yediden yetmişe yurt savunmasına geçen Efrîn halkının onurlu direniş duvarına toslamıştır.

 

Açık ki TC devletinin Efrîn’le sosyal, kültürel ve tarihsel anlamda hiçbir ilişkisi ve buraya dair bir hakkı da yoktur. Yaklaşık 100 yıldır bölgede yaşayan Kürt, Arap, Türkmen, Ermeni vd. milliyetlerden Efrîn halkı,  Mart 2011’de Suriye’de başlayan çatışmalarla birlikte kendi geleceğini ellerine almış ve bu yolda inisiyatif kullanarak harekete geçmiştir. Kendi kaderini tayin etme adına öz örgütlülüklerini inşa etmiş, demokratik, özgürlükçü bir yaşamın ağlarını örmeye başlamıştır.

İşte TC’nin hamasi söylem ve yalanlarla üstünü örttüğü işgalin temel gerekçesi de bu demokratik, kadın özgürlükçü yaşamın yok edilmesidir. Ne var ki çetelerle Kobanê’yi işgal ederek ele geçirmeye çalışan TC devleti, nasıl tüm dünyaya, aldığı hezimetle “Dünya Kobanê Günü”nü armağan etmişse bu kez de öyle olacaktır. TC bu kez doğrudan kendisi Efrîn halkının şanlı ve onurlu direnişi karşısında diz çökecektir. İşgalcilerin “üstün” güçlerine rağmen halkların direnişi karşısında tuzla buz olduğu Stalingrad ve Vietnam deneyimleri bize bunu göstermektedir.

                                                                                          

Sovyet halkının Nazizm’e hazırladığı mezar taşı; Stalingrad!

Hitler’in Sovyet Rusya’yı işgal planı olan Barbarosa Harekâtı’nın temel hedefi Rus coğrafyasının ele geçirilerek komünizm tehdidinin yeryüzünden silinmesiydi. (R.T. Erdoğan’ın Rojava’yı yok etme isteğine ne kadar da benziyor!) Bu hedefler içerisinde, savaşın kaderini tayin eden kent, şüphesiz Stalingrad olmuştur. 

Bundan 50 yıl önce, 2 Şubat 1943’te, aylar süren son derece sert ve kanlı çarpışmalardan sonra, Stalingrad’ı ele geçirmeye çalışan Hitler’in Alman 6. Ordusu, Sovyet Kızıl Ordusu’na teslim oldu.

Stalingrad’a saldıran Nazi sürüleri, stratejik bir konuma, tank ve ağır silah fabrikalarına sahip olan bu kenti ele geçirerek, hem Kafkasya’daki petrol yataklarına giden yolları denetimleri altına almayı hem de Moskova’yı savunan Kızıl Ordu birliklerini güneyden kuşatmayı amaçlıyorlardı. Eylül 1942’de, 330.000 kişiden oluşan (21’i Alman olmak üzere) 36 tümenlik bir kuvvet ve 2.000 dolayında uçakla harekete geçen faşist, işgalci kuvvetler bu çarpışmalarda çok ağır kayıp verdiler.

 

2 Şubat 1943’te, aralarında Alman 6. Ordusu komutanı Mareşal Friedrich von Paulus’un, 25 generalin ve yüzlerce subayın da bulunduğu 91.000 Alman askerinin Stalingrad’da tutsak alınması, faşist, işgalci saldırganların askerî gücüne ağır bir darbe indirmekle kalmadı. Aralık 1941’de Moskova önlerinde uğratıldıkları ilk yenilgiden sonra aldıkları bu ikinci ve çok daha ağır yenilgi, Hitlercilerin küstahlığına, Alman Ordusu’nun yenilmezliğine ve karşı konulmazlığına ilişkin temelsiz söylencelerine ve sosyalizmin bu ilk yurdunu, buradaki proletarya demokrasisini kolaylıkla dize getirebilecekleri yolundaki boş hayallerine ağır bir moral darbe de indirdi.

Yaklaşık 200 gün süren ve 1 milyon kişiden daha fazla insanın öldüğü muharebenin sonunda, kazanılan Stalingrad zaferi, tüm dünyada direnişin sembolü oldu ve onunla özdeşleşti. Faşist, işgalcilere karşı savaşan Asya ve Avrupa halklarının zafere inancını büyük ölçüde pekiştiren Stalingrad zaferi, İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın ve Sovyetler Birliği halklarının Büyük Yurtsever Savaşı’nın dönüm noktası oldu.

Bundan böyle, ağırlık noktasını ve eksenini Sovyet Kızıl Ordusu’yla Nazi sürüleri arasındaki boy ölçüşmenin oluşturduğu 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda inisiyatif, başını Sovyetler Birliği’nin çektiği anti-faşist güçlerin eline geçecek ve Alman orduları, Hitlercilerin 8 Mayıs 1945’de kayıtsız koşulsuz teslim olmasına kadar Kızıl Ordu’nun, değişik ülkelerin partizan birliklerinin ve bağlaşık ülkelerin ordularının saldırıları karşısında yenile yenile geri çekileceklerdi. Stalingrad Nazizm’e Sovyet halkının yüreği, direnişi ile örülmüş bir mezar taşı olmuştur!

ypg 7 10 2014 0

Vietnam halkı Amerikan  savaş makinesini tuzla buz etti!

Vietnam ulusu, halkı; kan, acı, şiddet, büyük bir fedakârlık ve cesaretle; azim ve kararlılıkla işgalci güçlere karşı gösterdikleri direnişle dünya halklarına şanlı bir zafer armağan etmiştir.

Vietnam bağımsızlık savaşı 1945’te başlamış ve 1975’te sona ermiştir. Aralıksız 30 yıl süren bu savaşın son on yılı doğrudan ABD emperyalizmine karşı olmuştur. İlk 20 yılda ise direniş işgalci Fransız ve Japonlara karşı olmuştur. İkinci Paylaşım Savaşı’nın 1945’te Nazilerin yenilmesi ve Sovyetler’in tüm dünya halklarının gönlüne taht kurmasıyla sonuçlanması, ABD emperyalizmi için büyük bir endişeye neden oldu. Bunu durdurmak isteyen ABD emperyalizmi, ilk olarak 1949’da NATO‘yu, 1954’te Balkan ittifakını ve en sonunda SSCB’yi çevreleme politikasının Uzak Doğu ayağı olan SEATO (Güneydoğu Asya Antlaşması Teşkilatı)’yu kurdu. Ancak 1954’te Ho Şi Minh önderliğinde komünistlerin Fransızları bozguna uğratmasıyla sıra Güney Vietnam’ın özgürleştirilmesine geldi.

Buna ABD emperyalizmin tepkisi, Mart 1965’teVietnam topraklarını işgal etmek oldu. 1968 yılında Güney Vietnam’daki ABD askeri varlığı 536 bine ulaştı. Vietnam işgali insanlık tarihinin gördüğü en ağır bilançolara sahne olmuştur.

Örneğin, ABD ağır bombardıman uçakları B-52’ler 1972 yılında altı ay boyunca Kuzey Vietnam’a 400.000 ton kadar bomba yağdırdı. Tek başına bu harekâtta, Vietnam’a, İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında atılan tüm bombalardan daha fazla bomba atıldı. Bu, Vietnam’daki her bir erkek, kadın ve çocuğun başına yaklaşık 150 kilo bombanın düşmesi demekti.

Gerçekleştirilen işgal sırasında iki milyon Vietnamlı yaşamını yitirdi. Kimyasal silahlar, ülke yüzeyindeki bitki örtüsünün % 10’unu tahrip etti. Çatışmalarda 50 binin üzerinde Amerikan askeri öldü ve binlercesi yaralandı veya kayboldu. Vietnam’ı kimyasallarla, lav silahlarıyla genç yaşlı demeden adeta kıyımdan geçiren işgalci ABD ordusu, buna rağmen tarihin gördüğü en büyük hezimete uğramaktan kurtulamamıştır. Yenilgi sonrası evlerine dönen 50 binden fazla Amerikan askeri kendi elleriyle yaşamına son vermiştir. “Vietnam Sendromu” adı verilen bu durum, işgalci güçlerin vatanını savunan bir ulus ve halkın karşısında düştüğü derin çaresizliğin de bir yansıması olmuştur.

 

Tarihin gerek uzak gerekse de yakın dönem tanıklığı bize, işgalci güçlerin er ya da geç onurunu ve geleceğini savunan halklar karşısında yenilmeye mahkûm olduğunu göstermektedir. Bunu görmek için çok uzağa da gitmeye gerek yoktur, Stalingrad’dan Vietnam’a, halkların işgalcilere karşı direniş geleneğini miras alanlar 3 yıl önce Kobanê’de işgalci, insanlık düşmanı barbar IŞİD çetelerine dünyayı nasıl dar ettiyse şimdide öyle olacaktır: İşgalci TC ordusu ve işbirlikçi cihatçı çeteleri yenilecek direnen Efrîn halkı kazanacaktır!


Son Haberler

Özgür Gelecek yeni sayısı çıktı!

og 167

Alt Menü