Anasayfa Manşet OKUR POSTASI | Ağır medya sansürü altında İran’da Arap isyanı sürüyor

OKUR POSTASI | Ağır medya sansürü altında İran’da Arap isyanı sürüyor

Cumartesi, 07 Nisan 2018 13:26
Yazdır PDF

Bir Özgür Gelecek okuru ağır medya ablukası altında boğulan İran-Huzistan’daki protestoları yazdı: “Emekçilerin aylardır maaşlarını alamadığı bölgede alarm seviyesine kadar gelen ve devletin çevre korumasında ihmalinden kaynaklanan toz kasırgaları insan hayatını tehdit ediyor, Devrim Muhafızları tarafından zorla el konulan ziraat arazileri üzerindeki Araplar göçe zorlanıp bölgeye Farsi dilleri konuşan kesimler yerleştirilmek suretiyle bölgenin demokrafik yapısı değiştirilmeye çalışılıyor, bölgenin su kaynakları merkezi eyaletler aktarılarak Arap halkının yaşadığı bölgeler insansızlaştırılıyor...”

iranda arap isyanlari

Ağır medya ablukası altında boğulan İran’ın güney batısında bulunan Huzistan ya da eski ismiyle Arabistan’daki barışçıl protestolar onuncu gününe (7 Nisan) girmiş oldu. Protestoların ana gerekçesi 22 Mart 2018 tarihinde İran’ın Kanal 2 televizyonunda Newroz için hazırlanan Kolah Ghermezi (Kırmızı Bereli Çocuk) programında İran haritası üzerinde ülkenin çok kültürlü olduğunu göstermek amacıyla her etnik kökenden kendi yerel giyim kuşamıyla yapıştırılan kuklacıklar arasında Arap ulusunu simgelendirelecek kuklacığın olmayışıydı.

Bu programın yayınından hemen sonra ilk önce sosyal medyada “Ena Arabi” (Ben Arabım) hastagi altında itirazlar başlatıldı ve halktan sokağa çıkmaları istenildi. 28 Mart tarihinden bugüne kadar ardı kesilmeyen protestolar Huzistan eyaletinin özellikle Ahvaz’ın farklı farklı semtlerinde devam ediyor. Gerginlik yaşanan şehirlerden Ahvaz (Naseriye)(1), Abadan (Ebbadan), Mahşehr (Meşur), Hürremşehr (Haffaciye), Şadegan (Felahiye), Hamidiye vd. sayabiliriz.

 

Arap isyanlarına kısa bir bakış

Aralık 2017 ve Ocak 2018 protestolarında tutuklananların % 30’unu oluşturan Arap halkı bugünlerdeki protestolarda da sokakları doldurmayı başardı. Zengin petrol kaynakları ve adeta İran ekonomisinin şahdamarı olarak bilinen Huzistan’da yaşayan Arap ulusu yaşam standartlarının altında yaşamaktadır. Bölgenin yeraltı zenginliklerine rağmen yoksulluk içerisinde yaşayan, kendi anadili yani Arapça eğitimden mahrum olan ve hatta okulda Arapça konuştukları için cezalandırılan bölge halkının sorunları sadece bununla da sınırlı değil.

Emekçilerin aylardır maaşlarını alamadığı bölgede alarm seviyesine kadar gelen ve devletin çevre korumasında ihmalinden kaynaklanan toz kasırgaları insan hayatını tehdit ediyor, Devrim Muhafızları tarafından zorla el konulan ziraat arazileri üzerindeki Araplar göçe zorlanıp bölgeye Farsi dilleri konuşan kesimler yerleştirilmek suretiyle bölgenin demokrafik yapısı değiştirilmeye çalışılıyor, bölgenin su kaynakları merkezi eyaletler aktarılarak Arap halkının yaşadığı bölgeler insansızlaştırılıyor...

Tüm bunlar Arap halkı tarafından sık sık dile getirilmiş ve halk sokaklara çıkarak bu uygulamaları protesto etmişti.

Sadece İran İslam Cumhuriyeti rejimi hakimiyetinde Arap hareketinin tarihine kısa bir bakış atacak olursak İran Petrol Şirketi işçilerinin işten el çekmesiyle devrimin gerçekleşmesinde büyük bir katkısı olan Araplar’a ilk baskı 1979 baharında yaşandı. Dönemin Huzistan valisi Amiral Ahmet Medeni çevresinde toplanan Paniranistler ve Huzistan’daki Devrim Muhafızlarının ilk çekirdeğini oluşturan “Hürremşehir Müslüman Gençlerin Kültürel-Askeri Dernekleri Milisleri” adlı teşkilatın işbirliği ile dini lider Ayetullah Muhammed Tahir Şübeyr Hakani taraftarları ve “Arap Halkının Siyasi Teşkilatı” ve “Arap Halkının Kültür Ocağı” adları altında birleşen gençler arasında çatışmalar gerçekleşmiş; “Siyah Çarşamba” ismiyle anılan bu çatışmalar ve Arapların isyanı tutuklamalarla ve idamlarla bastırılmıştı.

İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre bu dönemde katledilerek Şelemçe sınırı yakınlarında bulunan Al-Arid köyündeki “Şüheda Mezarlğı”ına ve Ervendrud (Şatt-ül Arap) nehri yakınlarında bulunan “Seyyed Musa Mezarlığı”na defnedilmiş olan Arapların sayısı 300’ü aşıyor.

Baskılar bunlarla kalmayıp 1980 yılında başlayan ve 8 yıl süren İran-Irak savaşında ise Arap ulusu bu kez “Saddam Hüseyin” ve “Irak Baas Partisi” ile işbirliği yapmak ile itham edilerek hapis, işkence ve idam gibi baskılara maruz kaldılar. Bu arada 1985 yazında “Ettelaat” gazetesinin bir milletvekilinin bir yerel Arap müzik grubundan bahsederek “çingene” ifadesini kullanması bölgede protestolara yol açmış, protestolara katılanlardan birçok kişi tutuklanırken çok sayıda kişi de idam edilmişti.

2005 baharında İran’ın eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin yardımcısı Muhammed Ali Aptehi’nin bir mektubunun internet sitelerine sızdırılması ve rejimin “Huzistan Eyaleti Güvenlik Planı”nın ortaya çıkması bölgede tansiyonu yükseltti. Bu gizli planın ana hatlarında bölgenin demografisini değiştirmek için Arapları göç ettirtmek ve yerlerine yerli olmayanları yeni siteler yaptırarak yerleştirmek, tarımcıların ziraat arazilerini Devrim Muhafızları’na bağlı şirketlere vermek gibi maddeler yer alıyordu. Bu kirli planı öğrenen Arap ulusu sokaklara dökülerek itirazlara başladılar. Bu hareketin sonucunda sadece Ahvaz şehrinde 38 kişi asıldı. Rejim onları bu kez “Vehhabiyet” ve “terörle mücadele” ile suçlayarak kendini aklamaya çalıştı.

 

Kafe Nevares yangını İran istihbaratı tarafından yapılan bir katliam mı?

Mart ve Nisan 2018 protestolarında ise Arap ulusu asimilasyon, yok sayılma, ırçılık, yoksulluk, insan hakları ihlaline karşı ayaklandı. Protestolarında “Yezle” denen yerel dansları ile “Ben Arap’ım”, “Canımı Kanımı Ahvaz’a Veririm”, “Bizi Rezil Etmek İstediler Ama Biz Rezil Olmadık” diyen Araplar, barışçıl protestolarla sokaktalar. İran istihbarat servislerinin şiddetle eylemleri bastırmalarını önlemek açısından eylemlerin barışçıl olduğunu her fırsatta dile getiren eylemcilere polis tarafından zaman zaman göz yaşartıcı gaz , tazyıklı su ve silah kullanılıyor. Bu gösterilerde şimdiye kadar aralarında kadınların da bulunduğu 160 kişi gözaltına alındı ve onlarca yaralı var. Rejim ölülerin sayısını sansür ediyor.

Bu arada 3 Nisan’da 17 yaşında bir işçinin patronundan maaşını alamaması üzerine gece yarısı saat 1 sularında Ahvaz’ın “Kafe Nevares” adlı bir kafesini kundaklaması gelişmeleri başka boyutlara taşıdı. Resmi kaynaklar 11 kişinin hayatını kaybettiği ve 13 yaralının olduğunu söylerken Arap siyasi ve insan hakları aktivistleri 24 kişinin öldüğünü söylüyorlar. Olayın şaibeli ve siyasi boyutlarının olduğu belirtilen yangını şüpheli ve İran istihbaratı ilişkili olduğu şeklinde şaibeli kılansa kafede bulunanlar arasında Arap şairlerin ve siyasi aktivistlerin olduğudur. Arap teşkilatları aktivistlerine göre bu kafeyi kundaklama istihbarat birimleri tarafından Arap aşiretleri arasında kavgaya yol açma, baskıları çoğaltabilmek için şiddet ortamını hazırlama ve gündemi değiştirme gibi amaçlarla olduğu belirtiliyor.

İran rejiminin merkeziyetçı ırkçı muhalefetinin boğucu sükutunda Arap milletinin “Keramet Hareketi” adını taşıyan ayaklanmasını destekleyen sadece siyasi teşkilatları ve sosyal medya aracılığıyla dayanışma ve destek bildirisi yayımlayan ve aynı sorunları yaşayan Türk, Kürt, Beluç, Lor ve Türkmen diğer Fars olmayan milletler oldu.

  

1) Ayraç arasında gösterilen şehirlerin veya coğrafi mekanların adları Pahlevi rejimi tarafından uydurulan ve bugüne kadar resmi kurumlar tarafından kullanılan Arapçalarıdır.


Son Haberler

Özgür Gelecek yeni sayısı çıktı!

og 167

Alt Menü