Anasayfa Manşet PARTİZAN | “Aydınlıkta ölümü yakalayan Nergiz ve Çiğdem’e sözümüzdür! Düşmanın sevinci kursağında kalacak!”

PARTİZAN | “Aydınlıkta ölümü yakalayan Nergiz ve Çiğdem’e sözümüzdür! Düşmanın sevinci kursağında kalacak!”

Çarşamba, 25 Nisan 2018 20:45
Yazdır PDF

23 Nisan’da Dersim Aliboğazı’nda ölümsüzleşen devrimciler Gül Kaya (Nergiz) ve Hasret Tanrıverdi (Çiğdem) için bir açıklama yapan Partizan “Aydınlıkta ölümü yakalayan Nergiz ve Çiğdem ölümsüzdür!” dedi. Açıklama şu şekilde:

nergiz ve cigdem

Ne demişti kavganın şairi Adnan Yücel?

Durmak yok bu koşuda / Ağıt yok dilimizde / Dizlerde titreme yok / Kaç güneş sönse de sönsün içimizde / Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü…

Durmaksızın devrim mücadelesine ömrünü taşıyanlar hep aydınlıkta yakaladılar ölümü… Aydınlıkta yakaladılar, çünkü, sömürü düzeninin, emperyalist-kapitalist sistemin yeryüzünde milyarlarca insana dayattığı cehennemî karanlığı aydınlığa, ezilenlerin baharına çevirmekti mücadeleleri… Bu mücadeleye baş koyanlar, son nefesini bu mücadeleye adayanlar ölüm ve zulüm karanlığını parçalamış olanların ölümü aydınlıktan başka ne ile ifade edilebilinir ki!?

İşte bu mücadeleye genç ömürlerini adayan devrimcilerden oldu Gül Kaya (Nergiz) ve Hasret Tanrıverdi (Çiğdem)

Her ikisi de lise yıllarında; Nergiz Ankara, Çiğdem Erzincan’da; Proletarya Partisi ile tanışmış, devrim mücadelesinin özelde halk gençliği ve kadın eşitlik mücadelesinde yer edinmiş ve ardından ise dağların sesine kulak vererek mücadelelerine buradan devam etmişlerdir.

 

Aliboğazı 2016’dan beri hedefte!

Faşist TC devleti, “Çözüm Süreci”nden “Çöktürme Konsepti”ne geçtiği andan itibaren beş gerilla üslenimini hedefine aldığını duyurmuş, bunu bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de çeşitli bakanları aracılığıyla defalarca dillendirmişti.

2016 Mayıs ayında gerçekleşen Bakanlar Kurulu’nda süreci “önleyici vuruş/terörü önleyici operasyon” şeklinde tanımlayan Genelkurmay Harekât Başkanı Korg. Satı Bahadır Köse, harekatın birinci ayağının (yani özyönetimi bahane ederek Kürt ulusal özgürlük hareketinin türlü bedellerle direniş kalesi haline getirdiği kentlerin yıkılması sürecinin) tamamlandığını ve 2. ayağa geçilmesi gerektiğini aktarmış; bunun da kendilerinin “küçük Kandilcikler” olarak adlandırdığı gerilla barınma alanlarının hedeflenmesi olduğunu belirtmişti.

“Küçük Kandilcikler” ile kastettiği alanları ise “Ağrı-Tendürek, Cudi-Gabar, Bingöl-Kiğı, Diyarbakır-Kulp Şenyayla ve Tunceli-Ali Boğazışeklinde sıralamıştı.

2016 yaz aylarından bu yana da Aliboğazı’na dönük art arda saldırılar gerçekleştiren faşist TC ordusunun bu saldırıları sırasında 24-28 Kasım 2016 tarihlerinde 12 halk savaşçısı şehit düşmüştü.

 

Barbarların sevinci kursaklarında kalacak!

Ancak 3 senedir Aliboğazı’na girmeye çalışan faşist Türk ordusu on yıllardır bölgeye girememenin acısıyla bu sene operasyonlarına erken başlamış, haftalar önce bu saldırıları gerillalar tarafından geri püskürtülmüştü.

Uzunca süredir MİT ile daha sıkı bir ilişki içerisinde operasyonlarına devam eden ve sık sık İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve yardımcıları tarafından ziyaret edilerek sıkıştırılan faşist TC ordu güçleri, operasyonlarını sıklaştırmış ve son olarak Valilik’in iddiasına göre 23 Nisan sabahı başlayan operasyon sırasında gerillalarla karşı karşıya gelmişti.

Bu çatışma sırasında son ana kadar yakın mesafede düşman güçleri ile çatışan gerillalardan Gül Kaya (Nergiz) ve Hasret Tanrıverdi (Çiğdem) şehit düşmüş ve bir kadın gerilla da ağır yaralanmıştı.

Aliboğazı’na dönük bu operasyon ve iki devrimci kadının, iki gerillanın katledilmesi sonrası faşist TC güçleri zafer naraları atıp, “Türk ordusu ‘girilemez’ denilen bölgeye girdi” şeklinde barbar bağırışlar eşliğinde kara propagandaya giriştiler. Talancı kayyımlığı da üstlenen Vali, Jandarma Bölge Komutanı, MİT Bölge Müdürü, İl Emniyet Müdürü, İl Jandarma Komutanı helikopterle indirildikleri tepelerde çay içerek pozlar verdiler. Operasyonu bizzat takip eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise operasyonun hemen ardından Vali’yi arayarak kodamanlarını ve askerlerini tebrik etti!

 

Onları titreten o kabus gerçek olacak!

Görünen o ki, faşist TC devletinin “başarı”ya ihtiyacı var! Meşruluğunu halkın nezdinde çoktan yitirmiş olan valisinin/kayyumunun, MİT’inin, askerinin imajını “tazelemeye” ihtiyacı var! İşgalle, katliamla, gözaltı-soruşturma ve tutuklamalarla yok edemediği/sindiremediği yerde devrimcileri katlederek “devletin ve ordusunun yenilmezliği”ni kanıtlamaya ihtiyacı var!

Ancak bizler çok iyi biliyoruz ki, kamuflaj kıyafetleri giyerek uzak tepelerden operasyon seyredenler, gece yataklarında kabus görmekte, korkularından koruma orduları yanlarında olmadan hareket edememektedirler.

Tıpkı bir parçası oldukları faşist Kemalist diktatörlük gibi!

Teknolojik olarak oldukça gelişmiş bir teçhizatla gerillaya saldıran, emperyalist-kapitalist sistemin krizini, savunma ve “terörle mücadele” adı altında efendilerinin silah sektörünü kalkındırarak sırtlayan (daha doğru bir deyimle ülke halkına fatura eden) Türk hakim sınıflarının bu ülkede her geçen gün meşruiyet krizleri derinleşmektedir. Bununla baş edemeyen sömürücüler, ülkeyi “grev bile yapılamayacak” hale getirebilmek ve tüm devrimci ve demokratik mücadele yollarını tıkamak gayesiyle ülkeyi OHAL ve KHK’lerle yönetmeye çalışmaktadırlar.

Bunun yeterli olmadığını ve dipten gelen dalganın saraylarını çatırdattığını hissettikleri her an bunun korkusuyla kabuslar içerisinde yaşayan egemen güçler, zora/şiddete daha fazla başvurmaktan ve faşizmi daha da alenileştirmekten, toplumsallaştırmaktan başka bir yol bulamamaktadırlar. Bu yüzden fırsatını her bulduklarında devrimci ve yurtsever öznelerin silahlı güçleri için bir yandan “bittiler”, “sonları geldi”, “inlerine girdik” propagandalarına girişirken bir yandan da bakanı, valisi, MİT’i, komutanları eşliğinde “yağmur duasına çıkan susuz kalmış eşraf” misali pozlar vermektedirler!

Ancak bunca çabaları boşunadır! Devrimcileri katlederek, mekanları/devrimci mevzileri işgal ederek ne devrim mücadelesini bitirebilecekler ne de dipten gelen o acımasız ve korkunç hesaplaşma gününden kurtulabileceklerdir! Panik halinde halka dayattıkları seçim de onları kurtaramayacak ve kamuflajın altında korkusundan titredikleri o kabus gerçek olacak!

Devrim şehitlerine sözümüzdür!

Aydınlıkta ölümü yakalayan Nergiz ve Çiğdem ölümsüzdür!

 

PARTİZAN


Son Haberler

Özgür Gelecek yeni sayısı çıktı!

og 167

Alt Menü